INAN Derneği Yapay Zekâda Kapsayıcılıkta Fırsat Kapısını Açıyor
INAN Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Bahar Taşkın Öztürk, Meetup Istanbul 2026 kapsamında düzenlenen “FutureHER: Powering Sustainability Through Data and Tech” panelinde, yapay zekâ çağında çeşitlilik ve kapsayıcılığın iş dünyası için taşıdığı stratejik öneme dikkat çekti. Poltio Kurucu Ortağı ve CMO’su Banu Güler’in de konuşmacı olarak yer aldığı panelde, teknolojik dönüşümün yalnızca yeni araçları kullanmakla sınırlı olmadığı, farklı bakış açılarını karar süreçlerine dahil edebilen kurumların rekabette öne çıkacağı vurgulandı.
Meetup Istanbul 2026 ve Panelin İçeriği
Pazarlama, iletişim ve iş dünyasının önde gelen isimlerini buluşturan Meetup Istanbul 2026, bu yıl “Beyond Control” temasıyla UNIQ İstanbul’da gerçekleştirildi. Etkinlik kapsamında düzenlenen panelde, Bahar Taşkın Öztürk ve Banu Güler, veri ve yapay zekâ ekseninde dönüşen iş dünyasında kadınların rolünü, kapsayıcı liderliği ve teknolojinin sürdürülebilir geleceğe etkilerini değerlendirdi.
Panelde, geleneksel iş ve marka yönetimi anlayışının veri ve yapay zekâ teknolojileriyle yeniden şekillendiğine dikkat çekildi. Tüketici tercihlerinden kurumsal karar alma süreçlerine kadar pek çok alanda algoritmaların etkisinin arttığı belirtilirken, teknolojinin sunduğu fırsatlardan yararlanabilmek için farklı deneyimlerin ve bakış açılarının karar mekanizmalarına dahil edilmesinin önemi vurgulandı. Çeşitlilik ve kapsayıcılık yalnızca toplumsal bir sorumluluk değil, şirketlerin inovasyon kapasitesini, risk yönetimini ve rekabet gücünü doğrudan etkileyen stratejik bir unsur olarak ifade edildi.
Belirsizlik Çağında Kolektif Zekânın Önemi
Bahar Taşkın Öztürk, yapay zekâ çağında liderlik anlayışının değişmesi gerektiğini belirterek şunları söyledi:
“Bugün çeşitlilik ve kapsayıcılığı yalnızca bir eşitlik meselesi olarak ele almak yeterli değil. Farklı deneyimlerin, düşüncelerin ve yetkinliklerin bir araya gelmesi, şirketler için doğrudan ekonomik değer ve rekabet avantajı yaratıyor. Özellikle belirsizliğin arttığı bir dönemde tek bir liderin öngörüsünden çok, kurumun kolektif zekâsı önem kazanıyor. Birbirine benzeyen ekipler aynı sorunlara benzer çözümler üretirken, farklı bakış açılarını bir araya getiren kurumlar riskleri daha doğru değerlendirebiliyor ve yeni fırsatları daha erken görebiliyor. Ancak bunun için çalışanların fikirlerini özgürce ifade edebildiği, gerektiğinde liderin kararlarını da sorgulayabildiği bir kurum kültürüne ihtiyaç var. Gerçek psikolojik güvenlik, herkesin aynı fikirde olması değil, farklı fikirlerin korkusuzca dile getirilebilmesidir. INAN Derneği olarak kapsayıcılığın kurumların iş yapış biçimlerine ve ölçülebilir sonuçlarına yansıması gerektiğine inanıyoruz.”
Teknolojiyi Geliştirenlerin Rolü ve Kadın Temsili
Panelde yapay zekâ teknolojilerinin geliştirilmesinde kadınların temsilinin artırılması gerektiğine de dikkat çekildi. Veri ve teknoloji alanında kadın temsilinin %26, yapay zekâ mühendisliğinde ise %19 seviyesinde olduğuna ilişkin veriler paylaşıldı. Teknoloji geliştiren ekiplerdeki temsil eksikliğinin algoritmaların ürettiği sonuçlara da yansıyabileceği değerlendirildi.
Poltio Kurucu Ortağı ve CMO’su Banu Güler, teknolojik dönüşümün kapsayıcılıkla birlikte ele alınması gerektiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu:
“Yapay zekâ sistemleri, onları geliştiren insanların deneyimlerinden, bakış açılarından ve beslendikleri verilerden bağımsız değil. Dolayısıyla kadınların ve farklı grupların teknoloji geliştirme süreçlerinde yeterince temsil edilmemesi, ortaya çıkan ürünlerin kapsayıcılığını da etkiliyor. Daha adil ve güvenilir yapay zekâ sistemleri geliştirebilmek için hem ekiplerdeki çeşitliliği hem de kullanılan verilerin kapsayıcılığını güçlendirmemiz gerekiyor. Yapay zekâ dönüşümünde asıl farkı yaratan, teknolojiyi yalnızca kullanmak değil, onunla neyi değiştirdiğimiz ve nasıl bir değer ürettiğimizdir.”
Yapay Zekâ Yatırımlarının İş Sonuçlarına Dönüştürülmesi
Panelin öne çıkan bir diğer başlığı, Bahar Taşkın Öztürk’ün birçok kuruma danışmanlık verdiği kritik konulardan biri olan yapay zekâ yatırımlarının somut iş sonuçlarına dönüştürülmesi oldu. Teknolojinin sağladığı hızın, geleneksel ve hiyerarşik karar alma mekanizmaları nedeniyle beklenen etkiyi yaratamayabileceği belirtildi.
Kurumların öncelikle çözmek istedikleri sorunları ve ulaşmak istedikleri hedefleri netleştirmeleri gerektiği vurgulandı. Veri odaklı kararların başarısının yalnızca teknolojik altyapıya değil, bu kararları eleştirel biçimde değerlendirebilen, farklı görüşleri bir araya getiren ve değişime uyum sağlayabilen ekiplerin varlığına bağlı olduğu ifade edildi.