DT Cloud’dan Finteklerde Yapay Zekâ Uyarısı
Türkiye, yaklaşık 625 milyar dolarlık kart pazarıyla dünyada 11’inci, e-ticaret ödemelerinde ise 13’üncü sırada yer alıyor. Bu güçlü finans altyapısı üzerinde yükselen fintek sektörü, enflasyonun üzerinde reel olarak yüzde 30 büyüyor. Sektör temsilcilerine göre son dönemde devreye giren düzenleme ve denetimler, sektöre duyulan güveni yeniden tesis etti. Bir sonraki büyüme dalgasının teknoloji yatırımları, yeni lisanslı oyuncular ve Türkiye’nin finans birikiminin yurt dışına taşınmasıyla gelmesi bekleniyor.
Türkiye’nin fintek ve ödeme sektörünün önde gelen yöneticileri, DT Cloud ev sahipliğinde ve TBS Investment & Management’tan Tunç Berkman’ın moderatörlüğünde düzenlenen Fintech Yuvarlak Masa Toplantısı’nda bir araya geldi. Toplantıda sektörün güncel görünümü, regülasyonların ekosisteme etkisi, bankalarla artan rekabet ve önümüzdeki dönemde fark yaratacak teknoloji yatırımları ele alındı.
Düzenlemenin yanına denetim geldi, güven yeniden ayağa kalktı
Türkiye Fintek Derneği Kurucusu ve Yönetim Kurulu Üyesi Kutay Yalınkılınç, regülasyonların artık sistemi koruyan bir işlev üstlendiğini, ancak kullanıcıyı korurken yenilik yapmak isteyen şirketleri de desteklemesi gerektiğini vurguladı. Ekosistemin lisanslı kuruluşların yanı sıra finansal yazılım ve altyapı şirketlerini de kapsadığını belirten Yalınkılınç, Türk fintek şirketlerinin güçlü finans birikimini teknolojik donanımla birlikte yurt dışına taşıması gerektiğini söyledi. Avrupa’daki sektör toplantılarında yapay zekâ ile mevzuat uyumunun giderek daha fazla konuşulduğuna dikkat çeken Yalınkılınç, düzenleyicilerle sektör arasında daha düzenli temas kurulmasını önerdi.
Ödeal CEO’su Fevzi Güngör’e göre sektörde yaşanan olumsuzluklar bir depreme yol açmadı, aksine güveni artırdı. Güngör, sorunlu uygulamalara hızlı müdahale edilmesini ve faaliyete geçen kuruluşların daha yakından izlenmesini savundu. Güvenli hale gelen sistemin bir sonraki ihtiyacının yeni lisanslı oyuncular olduğunu belirten Güngör, pazara giren her şirketin ayakta kalabilmek için farklı bir ürün sunmak zorunda olduğunu, oyuncu sayısı arttıkça inovasyonun da hız kazanacağını söyledi.
Güngör, finteklerin küçük işletmelere sağladığı kolaylığı bir butik örneğiyle anlattı. Yeni dükkân açan bir işletmeci farklı bankalardan POS cihazı almak, komisyonları takip etmek, gün sonu kayıtlarını karşılaştırmak ve hesaba geçen tutarları kontrol etmek zorunda kalıyor. Bakkaldan dağıtıcıya ve üreticiye uzanan tedarik zincirindeki tahsilat süreçlerinin de önemli fırsatlar barındırdığını belirten Güngör, geçmişte makine öğrenmesi olarak adlandırılan pek çok finans uygulamasının aslında önceden yazılmış kural setleriyle çalıştığını hatırlattı. Üretken yapay zekânın esnekliğinin kararların sonradan incelenmesini zorlaştırabileceğini de ekledi.
Fingate.io Kurucu Ortağı ve CEO’su Alper Akcan, sorunların kaynağının denetim eksikliği olduğunu söyledi. Akcan’a göre geçmişte düzenleme mevcuttu ancak denetim yeterince yapılmıyordu. Bugün denetimin de devreye girmesiyle güven yeniden ayağa kalktı. Bununla birlikte yüksek kuruluş maliyetleri, farklı bir iş modeli geliştiren ekiplerin kendilerini pazarda deneme şansını daraltıyor.
Akcan, açık bankacılık ve servis bankacılığının finansal ürünü müşterinin ihtiyaç duyduğu ana taşıdığını da anlattı. Beyaz eşya satın alan bir tüketicinin finansmana aynı işlem sırasında erişebilmesi buna örnek. Akcan’a göre kalıcı olmak isteyen bir fintek, çözümünün kullanıcıya, iş yerine ve bankaya ne kazandırdığını gösterebilmeli.
Güçlü finans altyapısı, reel yüzde 30 büyüyen fintek
Odin Financial Genel Müdürü Ömer Ünsal’ın paylaştığı verilere göre Türkiye, yaklaşık 625 milyar dolar büyüklüğündeki kart pazarıyla dünyada 11’inci, e-ticaret ödemelerinde ise 13’üncü sırada bulunuyor. Fintek sektörü enflasyonun üzerinde reel olarak yüzde 30 büyüyor. Ünsal, ekosistemin ödeme kuruluşlarıyla sınırlı olmadığını; dijital kredi, temel bankacılık sistemleri ve yurt dışına hizmet veren finansal yazılım şirketlerinin de hızla geliştiğini vurguladı. Farklı pazarlara açılan Türk teknoloji şirketlerine yabancı yatırımcı ilgisinin sürdüğünü belirten Ünsal, yatırımcıların kurumsal yönetim, şeffaflık, döviz bazında büyüme ve makroekonomik dalgalanmalara dayanıklılık aradığını söyledi.
DenizPay CEO’su Yalın Özcan, Türkiye’nin bankacılık ve fintek alanında dünyanın ilerisinde olduğunu, taksitli ve temassız ödeme gibi çözümlerin dünyada ilk kez Türkiye’de hayata geçtiğini hatırlattı. Özcan’a göre fintekler, bankaların ulaşmakta zorlandığı küçük satıcılara erişerek POS edinme ve hesap açma gibi süreçleri hızlandırdı. İlk dönemde bankaların altyapısı ile finteklerin çevikliği birbirini tamamlarken, zamanla aynı müşteri gruplarına yönelmeleri iki taraf arasındaki rekabeti artırdı.
Rekabetin yeni ölçüsü: Güven ve müşteri hareketliliği
ColendiBank Kurucu Ortağı ve CEO’su Deniz Devrim Cengiz’e göre Türkiye’de tasarruf oranının yüzde 10 seviyesinde kalması, POS ve online harcamaların büyümesini besliyor. Ancak bankaların sektöre girmesiyle rekabet sertleşti. Faizle kazanılan müşteri yine faizle kaybedilir hale geldi. Kalıcı ilişkinin temelinde güven olduğunu vurgulayan Cengiz, başarının ölçüsünün artık müşteri sayısı değil müşteri hareketliliği olduğunu söyledi. Güvenin, müşteri adına verilen kararların gerekçesini anlaşılır biçimde gösterebilmekle güçlendiğini de belirtti.
Yeni girişimlere alan, sınır ötesine açılım
Lidio Kurucu Ortağı ve CEO’su Emre Güzer, bir bankada çalıştığı yıllarda Yemeksepeti’nin ihtiyaç duyduğu çevrimiçi ödeme çözümünü sunamadıklarını anlattı. Bu boşluğu dolduran ödeme kuruluşları, pek çok girişimin tahsilat yapabilmesini sağladı. Güzer’e göre bugünkü sermaye gereklilikleri o yıllarda olsaydı bu girişimlerin bir kısmı hiç doğamayabilirdi.
Güzer, Lidio’nun TROY gibi yerel kart şemalarının uluslararası işletmelerde daha geniş kabul görmesi ve farklı ülkelerin yerel ödeme ağları arasında bağlantı kurulması üzerinde çalıştığını belirtti. Afrika ve Orta Doğu’nun bu açıdan öne çıkan pazarlar olduğunu söyleyen Güzer, yapay zekâ araçları yaygınlaştıkça çalışanların hangi veriyi hangi sisteme aktardığının önemli bir güvenlik başlığına dönüştüğünün de altını çizdi.
Finberg Yatırım ve Strateji Direktörü Gaye Ör, lisans, sermaye ve operasyon gerekliliklerinin, az sayıda kullanıcıyla ürününü test etmek isteyen genç ekiplerin karşısına daha başlangıçta çıktığını söyledi. Ör, çalışanların bireysel verimliliğinde bugün görülen artışın şirketlerin bütün süreçlerine aynı ölçüde yansımadığını da belirtti. İş modelini kuruluş aşamasından itibaren yapay zekâ etrafında tasarlayan girişimlerin öne çıkacağını ifade eden Ör, yatırımcıların da yapay zekâ iddiasını gerçek kullanım ve ölçülebilir sonuçlarla sınaması gerektiğini söyledi.
Büyümenin altyapısı: Güvenli ve regülasyon uyumlu bulut
Toplantıda öne çıkan başlıkların ortak noktası, güvenli ve denetlenebilir teknoloji altyapısıydı. DT Cloud CCO’su Orkan Aytulun, ticari işlemlerde tahsilatın yanı sıra ödeme güvencesi ve iş sürekliliğinin önemine dikkat çekti.
DT Cloud Kurucu CEO’su Tolga Dinçer, toplantıya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Türkiye, ödeme işlemlerini gerçekleştiren uygulamalarda çok güçlü bir noktaya ulaştı. Bundan sonraki büyük fırsat, bu işlem verisini ticari kararlara dönüştürebilmekte. Biz bu alanı işlem zekâsı olarak tanımlıyoruz. Ancak finans gibi regülasyona tabi bir alanda yapay zekânın değeri, verdiği kararın gerekçesini açıklayabildiği ölçüde kalıcı olur. Kredi başvurusu reddedilen bir müşterinin dosyasını düzenleyici kurum aylar sonra incelediğinde, kurumun bu kararın nedenini açıkça ortaya koyabilmesi gerekir. Bu nedenle karar desteği sunan yapay zekâ ile doğrudan karar veren sistemleri ayrı tasarlamalı, kayıt ve izlenebilirliği mimarinin parçası haline getirmeliyiz. Fintekler yakın gelecekte işlem başına maliyetin yanına yapay zekâ modellerinin token tüketimini ve hesaplama gücü ihtiyacını da eklemek zorunda kalacak. DT Cloud olarak verinin Türkiye’de tutulmasını, sistem üzerindeki kontrolün ve denetim izlerinin de yerelde kalmasıyla tamamlıyoruz. Bu altyapıyı veri analitiği ve modüler AI Factory çalışmalarımızla, finans kuruluşlarının kendi verileri üzerinde çalışabilen yapay zekâ kapasitesine dönüştürüyoruz.”