Fethiye Film Festivali Usta İsimleri Buluşturdu

Fethiye Film Festivali Usta İsimleri Buluşturdu
A+
A-

4. Fethiye Uluslararası Film Festivali’nin dördüncü günü, söyleşiler, paneller ve film gösterimleriyle sinemaseverleri bir araya getirdi.

Fethiye Fotoğraf ve Sinema Sanatı Derneği tarafından Fethiye Belediyesi’nin desteğiyle düzenlenen festival, dördüncü gününde de sinema buluşmalarını sürdürdü. 7 Kasım Cumartesi günü gerçekleştirilen programda Türk sinemasının dönüşümünden bağımsız film üretimine, kısa film gösterimlerinden özel seçkilere uzanan etkinlikler yer aldı.

Haber Detay

Söyleşilerde sinema ve sanat konuşuldu

Festivalin dördüncü günü, Aydın Sayman ve Eda Arısoy’un katıldığı “Yeşilçam’dan Günümüze Yerli Sinemanın Değişenleri” başlıklı söyleşiyle başladı. Sayman, çocuk yaşlardan itibaren sinemaya ilgi duyduğunu ve İstanbul’a geldikten sonra bu alanda çalışmaya başladığını anlattı. Yeşilçam’a usta yönetmenlerin yanında asistanlık yaparak adım attığını belirten Sayman, sinemanın güçlü bir ilgi ve emek gerektirdiğini vurguladı. Yeşilçam döneminde sinemacıların bir arada yaşadığı bir topluluk oluşturduğunu ifade eden Sayman, dönemin film üretim anlayışına ve aşk, dram, göç gibi temaların sinemadaki yerine değindi.

Yılmaz Erdoğan’ın katıldığı söyleşide yazarlık serüveni, tiyatro, şiir ve hikâye anlatıcılığı ele alındı. Söyleşinin moderatörlüğünü Festival Direktörü Canan Tor, Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Özgür İpek ve Orka Hotels Yönetim Kurulu Üyesi Yavuz Torunoğulları üstlendi.

Erdoğan, yazarlığa ortaokul yıllarında Türkçe öğretmeninin yönlendirmesiyle başladığını anlattı. Çocukluk döneminde tuttuğu notların ve babaannesiyle yaşadığı deneyimlerin yazarlık yolculuğunda önemli bir yer tuttuğunu belirterek hayatın içinden gelen hikâyelerin üretim sürecine katkısına değindi. Şiirin sanat yolculuğunda kendisiyle birlikte varlığını sürdürdüğünü söyleyen Erdoğan, şiiri yalnızca görünen gerçekliği değil, hayatın arkasındaki hakikati de algılama çabası olarak tanımladı.

Işıl Özgentürk’ün katılımıyla düzenlenen “Birlikte Konuşalım” söyleşisinde Özgentürk, hayat hikâyesinden kesitler paylaştı. 68 kuşağından olduğunu belirten Özgentürk, bu kuşağın dünyada önemli bir yere sahip olduğunu, o dönemde ilk kez sorular sorulup sorgulamalar yapıldığını söyledi. Dünyadaki gelişmelerin o dönemde Türkiye’ye de yansıdığını belirten Özgentürk, günümüzde 68 benzeri hareketlerin ortaya çıkmaya başladığını ifade etti.

Bağımsız sinema üretimi panelde ele alındı

Festival kapsamında düzenlenen “Üç Yönetmen Üç Film: Hikâyeden Perdeye, Bağımsız Üretim Üzerine” başlıklı panelde Ali Vatansever, Seyfettin Tokmak ve Ziya Demirel bir araya geldi. Moderatörlüğünü Aslı Akdağ’ın üstlendiği panelde bağımsız sinema üretimi ve hikâyelerin perdeye taşınma süreçleri konuşuldu.

Vatansever, bir hikâyeyi filme dönüştürürken kendisiyle kurduğu ilişkinin önemine dikkat çekti. “Ben neredeyim? Bana ne ifade ediyor? Neden ben anlatmalıyım bu hikâyeyi?” sorularının kendisi için belirleyici olduğunu belirten Vatansever, bir hikâyenin toplumsal anlamı ve gelecekte anlatılmaya değer olup olmadığı üzerine de düşündüğünü aktardı.

Tokmak, çocukluk döneminin insan yaşamındaki önemine değinerek, “Çocukluk hakikaten insanlık çağının en önemli dönemi. İnsanın insan olabildiği en kritik, benim açımdan kıymetli bir dönemdir.” dedi. Çocuk karakterlerin hikâyelerindeki yerine değinen Tokmak, çocukların dünyayı değiştirebilme arzusunun ve hayal gücünün kendisi için önemli bir çıkış noktası olduğunu anlattı.

Demirel ise filmindeki temalara ilişkin değerlendirmelerde bulunarak “Aile ve ölüm” sözleriyle anlatısının temel unsurlarına dikkat çekti. Karakterlerin birbirleriyle kurduğu ilişkiler ve hikâyenin farklı katmanları üzerine konuştu.

Kısa film yönetmenlerinin üretim süreçlerini sinemaseverlerle paylaştığı “Film Kısa, Mevzu Uzun” başlıklı sohbet de festivalin dördüncü gününde gerçekleştirildi. Festival filmleriyle izleyici karşısına çıkan yönetmenler; fikir aşamasından çekime, bütçeden ekip çalışmalarına, festival yolculuklarından yeni projelerine kadar deneyimlerini aktardı. Panel formatından uzak, samimi bir ortamda gerçekleşen etkinlikte yönetmenler üretim hikâyelerini paylaştı.

Kısa film seçkileri sinemaseverlerle buluştu

Festivalin dördüncü gününde belgesel, kurmaca ve deneysel türlerdeki kısa filmler izleyiciyle buluştu. Büşra Bozdemir’in “Bir Kolektifin İzinden”, Mert İzgi’nin “Eski Sevgili”, Rojda Ezgi Erol’un “Home Made”, Zeliha Karakoca’nın “Erişim Engellendi”, Cem Güzel’in “Soyut”, Önder M. Özden’in “Kalan”, Davut Emre’nin “Başka Bir Ev”, Semih Ellialtı’nın “Galaksinin Tezenesi”, Berkay Ellek’in “Sultanın Taşı”, Hüseyin Taştepe’nin “Kırılan Zaman”, Dise Atalan’ın “Verismo” ve Serdar Kökçeoğlu’nun “Mavi, Devrim ve VHS Kasetler” filmleri gösterildi.

Gösterimlerin ardından düzenlenen söyleşide İzgi, “Eski Sevgili” filminde insanların eşyalarla kurduğu bağa odaklandığını belirtti. Eşyaları filminde daha genel bir çerçevede ele aldığını ve bu bağın oluşma sürecini her zaman merak ettiğini söyledi. Kendi karakterinin aksine, filmde daha heyecanlı bir yönünü ortaya koyduğunu da aktardı.

Erol, “Home Made” filminin gerçek bir olaydan yola çıktığını ve hikâyede çeşitli değişiklikler yaptığını belirtti. Anlatıda kendisinden de izler bulunduğunu ifade etti.

Karakoca, “Erişim Engellendi” filmini deneysel bir çalışma olarak nitelendirdi. Filmi 15 yıl önce çektiğini ancak o dönemde paylaşmadığını söyledi.

Taştepe’nin “Kırılan Zaman” söyleşisinde, 6 Şubat depremlerinin ardından bölgeye giderek gerçekleştirdiği çekim süreci ele alındı. Taştepe, ön hazırlık yapmadan çıktıkları yolculukta depremzedelerin ve yardım için bölgeye gelenlerin hikâyelerini dinlediklerini belirtti. Çekim sürecinin psikolojik açıdan kendisini etkilediğini söyleyen Taştepe, zamanla enkaz manzaralarına alıştıklarını ve bu durumun İstanbul’a döndükten sonra da kendisini etkilediğini aktardı.

Atalan’ın “Verismo” söyleşisinde insan emeği ve üretiminin önemi konuşuldu. Yapay zekânın gelişmesiyle insanların giderek daha fazla tembelleşebileceğini ifade eden Atalan, teknolojik gelişmelere rağmen insanların yetenek ve becerilerini koruması gerektiğini vurguladı. Filminde insan emeğinin her zaman değerli olacağına dikkat çekmek istediğini belirtti.

Kısa film seçkileri kapsamında ayrıca Buğra Mert Alkayalar’ın “Bocuk: Kadim Bir Ritüel”, Ozan Takış’ın “Salman Gitmek İstiyor”, Onur Sürek’in “Mevcut Üç”, Beril Tan’ın “Alis”, Ömer Nakay’ın “Özge” ve Salih Ortaçay’ın “Gece Mesaisi” filmleri gösterildi.

Emre, “Başka Bir Ev” söyleşisinde hikâyelerini seçerken hayatında karşısına çıkan olaylardan yola çıktığını söyledi. Bu filmin senaryosunu da kendi yaşamında tanık olduğu ve kendisini etkileyen bir olay üzerine yazdığını belirtti.

Ellialtı, “Galaksinin Tezenesi” filminin çıkış hikâyesini anlattı ve kısa film izleyicilerine ilgilerinden dolayı teşekkür etti.

Çevre temalı özel gösterim düzenlendi

Fethiye Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü tarafından hazırlanan özel gösterimde Senai Sinan Sungur’un “Ne Ekersen Onu Biçersin”, Yağmur Çıngır’ın “Kare Kare Dönüşüm” ve Özgür Alp Yavuz’un “7R Zero Waste” filmleri izleyiciyle buluştu.

FEFSAD özel gösterimleri ve uzun metraj filmler

FEFSAD Özel Gösterim Türkiye Prömiyeri kapsamında Eda Arısoy’un “Sıradan Günler” adlı belgeseli gösterildi. Söyleşide Arısoy, filmin ilk gösteriminin Fethiye’de olmasının kendisi için çok önemli olduğunu vurguladı. Filmin kendisine göre çok konuşan bir yapıya sahip olduğunu belirten Arısoy, belirli formları aşmak gerektiğini her zaman savunduğunu söyledi.

Filmin adının bir anda aklına geldiğini aktaran Arısoy, filmde sıradan bir hayatın anlatıldığını ancak bu hayatın sıradan olmadığını ifade etti. Kurgu aşamasında filmin çok konuşması üzerine ekiple görüştüğünü söyleyen Arısoy, bu konuşmaları insanların birbirini bir miktar boğması gerektiği düşüncesiyle ele aldıklarını belirtti.

Uzun metraj film gösterimleri kapsamında Özlem Çıngırlar’ın “Kayıtsız” adlı filmi izleyiciyle buluştu. Çıngırlar, bir kadının mücadeleci ve devrimci ruhunun, özgürlük anlayışının ve yaşam karşısındaki duruşunun kendisinde iz bıraktığını ve filmine ilham verdiğini belirtti. Şükrü Gürsoy’un “Zabit” belgeseli ve Erdal Ruhi Duran’ın “Balerin” adlı kısa filmi de festival programında yer aldı.

“Tavşan İmparatorluğu” gösterimi yapıldı

Festivalin dördüncü gününün öne çıkan etkinliklerinden biri, Seyfettin Tokmak’ın “Tavşan İmparatorluğu” filminin gösterimi oldu. Gösterimin ardından Tokmak, soru-cevap etkinliğinde sinemaseverlerle bir araya geldi.

Tokmak, filminde bir çocuğun annesini kaybetmesiyle yaşadığı yasın ve iç dünyasının izini sürdüğünü belirtti. Toplumsal meselelerden ziyade Musa’nın duygularına odaklandığını ifade eden Tokmak, annesinden öğrendiği merhametin çocuğun kendini iyileştirme sürecinde önemli bir rol oynadığını söyledi.

4. Fethiye Uluslararası Film Festivali, dördüncü gününde düzenlenen gösterim, söyleşi ve panellerle sinemanın farklı anlatım biçimlerini sinemaseverlerle buluşturdu. Festival, 8 Kasım’a kadar devam ediyor.