TEB, Küresel İklim Finansını İstanbul’da Buluşturdu

TEB, Küresel İklim Finansını İstanbul’da Buluşturdu
A+
A-

Türk Ekonomi Bankası (TEB), global ortağı BNP Paribas ile katılacağı COP31 zirvesi öncesinde İstanbul’da iklim ekonomisinin makroekonomik etkilerini değerlendirdiği özel bir buluşma düzenledi. EBRD ve finans sektörünün üst düzey temsilcilerinin katıldığı etkinlikte, iklim diplomasisindeki taahhütlerin özel sektör paydaşlarının ortak vizyonuyla somut uygulamalara nasıl dönüştürülebileceği ele alındı.

TEB ve BNP Paribas, Antalya’da gerçekleştirilecek COP31 zirvesinde geniş katılımla taahhütlerden somut uygulamalara geçiş sürecine katkı sağlamayı sürdürecek. Yaklaşan zirve öncesinde İstanbul’da düzenlenen buluşmada, iklim ekonomisi ve sürdürülebilir finansman gündemi kapsamında paydaşlar bir araya geldi.

Haber Detay

Yeni nesil yatırımcıların beklentilerinin finansal piyasalara etkisinin de konuşulduğu etkinlikte, bankalar ile müşteriler arasındaki ilişkinin geleneksel çizgiden çıkarak ekonomik dayanıklılığa dayalı, stratejik ve değer odaklı iş ortaklıklarına dönüştüğü belirtildi. TEB ve BNP Paribas’nın, reel sektörün yeşil dönüşümüne finansman, ürün ve uzmanlıkla eşlik eden çözüm ortakları olmayı sürdüreceği vurgulandı.

TEB Genel Müdürü Ümit Leblebici’nin ev sahipliği yaptığı buluşmada, BNP Paribas Avrupa Akdeniz Bölge Başkanı François Benaroya, BNP Paribas Baş Ekonomisti Jeffrey Schultz, EBRD İklim Stratejisi ve Uygulama Departmanı Genel Müdürü Gianpiero Nacci ve sektör uzmanları COP31 gündemine ilişkin görüşlerini paylaştı.

“Görevimiz iş ortaklarımızın sürdürülebilir dönüşüm yolculuklarında yanlarında olmak”

TEB Genel Müdürü Ümit Leblebici’nin açılış konuşmasıyla başlayan etkinlikte, Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapmasının hem ülke hem de bölge için tarihi bir fırsat olduğu belirtildi.

Leblebici, “Global ortağımız BNP Paribas ile katılacağımız COP31 zirvesi öncesinde, paydaşlarımızla İstanbul’da gerçekleştirdiğimiz bu buluşmayı, iklim kriziyle mücadele ve sürdürülebilir bir geleceğe geçiş yolculuğumuzda önemli bir fırsat olarak görüyoruz. Hepimizin farklı sorumlulukları ve hedefleri olsa da ortak bir varış noktamız var. Bankalar olarak görevimiz yalnızca kendi yolculuğumuzu yönetmek değil, iş ortaklarımızın da sürdürülebilir dönüşüm yolculuklarında yanlarında olmak ve onlara rehberlik etmek. COP31’e doğru ilerlerken ortak hedeflerimiz doğrultusunda birlikte hareket etmenin ve bu dönüşüme katkı sağlamanın büyük önem taşıdığına inanıyorum” dedi.

“Artık söylemlerin değil, uygulama ve harekete geçmenin zamanı”

BNP Paribas Avrupa Akdeniz Bölge Başkanı François Benaroya, yeşil dönüşümün uzun yıllar hedefler, taahhütler ve planlar üzerinden şekillendiğini belirterek artık uygulama ve harekete geçme zamanının geldiğini söyledi.

Benaroya, “BNP Paribas olarak 20 yılı aşkın süredir TEB’le sürdürdüğümüz ortaklık çerçevesinde sürdürülebilir finansın bugününe yatırım yaptık. Bu süreçte çevresel, sosyal ve yönetişim konularının şirketlerin gündeminde üst sıralara taşındığını gördük. Bu durumun hem Türkiye hem de şirketler açısından son derece umut verici olduğunu düşünüyorum. BNP Paribas olarak taahhütlerimizi yerine getirmeyi sürdürüyoruz. TEB ile hayata geçirdiğimiz somut girişimler bunun kanıtı niteliğinde” dedi.

COP31’in Türkiye’de düzenlenmesinden mutluluk duyduğunu belirten Benaroya, zirvenin Türkiye’nin uluslararası konumu ve gezegenin geleceği açısından başarılı olmasını diledi.

Elektrifikasyon, enerji güvenliği ve risk yönetimi gündemdeydi

TEB Genel Müdürü Ümit Leblebici ve BNP Paribas Baş Ekonomisti Jeffrey Schultz’un yer aldığı “Küresel Gelişmeler, Yerel Etkiler: İklim Ekonomisine Makro Bir Bakış” panelinde, elektrifikasyon çağı ile enerji güvenliğinin sanayi açısından taşıdığı önem ele alındı. Enerji alanındaki değişimlerin ve büyük ölçekli yatırımların sanayi dayanıklılığını ve küresel ticaret koridorlarını yeniden şekillendirdiği ifade edildi.

Finans dünyasındaki yapısal değişimin de değerlendirildiği buluşmada, çevresel, sosyal ve kurumsal yönetişim (ÇYS/ESG) kriterlerinin kurumsal bir etiket olmanın ötesine geçerek risk yönetiminin temel bileşenlerinden biri hâline geldiği vurgulandı. İklimin yalnızca çevresel bir mesele olmadığı; büyüme, enflasyon, ticaret ve yatırımı doğrudan etkileyen makroekonomik bir gerçeklik olduğu belirtildi.

Küresel değişimlerin yerel ekonomilere hızla yansıdığı aktarılırken, kamu politikaları, küresel fonlar ve ticari bankacılığın bir araya gelmesiyle kurulan finansal mimarinin reel ekonominin sorunsuz dönüşümünü sağlaması gerektiği ifade edildi.

İklime finansal uyum için “Uyum Finansmanı” ele alındı

EBRD İklim Stratejisi ve Uygulama Departmanı Genel Müdürü Gianpiero Nacci’nin küresel iklim hedefleri, yatırımlar ve sahadaki duruma ilişkin sunumunun ardından etkinlik, “Uyum Finansmanı” paneliyle devam etti.

TEB Kurumsal ve Kurumsal Yatırım Bankacılığı Genel Müdür Yardımcısı Ömer Yenidoğan’ın moderatörlüğündeki panele EBRD Finansal Kurumlar Başkanı Francis Malige, BNP Paribas Küresel Piyasalar Sürdürülebilirlik Başkanı Constance Chalchat ve Carrier Enerji Bölümü Başkanı ve Sürdürülebilirlik Direktörü Hakan Yılmaz katıldı. Panelde, şirketlerin değişen iklim koşullarına uyum sürecindeki finansal ihtiyaçları ve uluslararası fonların reel sektöre entegrasyonu tartışıldı.

Uyum finansmanının bir maliyet kalemi değil, işletmeleri ve ekonomiyi korumaya yönelik bir yatırım olduğu ifade edildi.

COP31’den dört temel beklenti

Zirvede COP31’e ilişkin beklentiler uygulama, finansman, uyum ve dönüşüm olmak üzere dört başlıkta ele alındı. İklim odaklı düzenlemelerin büyük ölçüde netleştiği bu dönemde, ülkelerin ulusal iklim planlarını somut biçimde hayata geçirmesi gerektiği vurgulandı.

Gelişmekte olan ekonomilerin adil ve öngörülebilir koşullarda daha fazla sermayeye ulaşmasının önemine dikkat çekildi. Bu kapsamda, kamu finansmanının sağladığı zemin üzerine özel sektör finansmanının inşa edilmesi gerektiği belirtildi.

Ekonomik dayanıklılığı artıracak uyum fonlarının hak ettiği ilgiyi görerek hızla büyütülmesi gerektiği ifade edildi. Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) ve ulusal emisyon ticaret sistemleri gibi adımlarla karbon fiyatlamasının belirginleştiği bu dönemde, COP31’in yeşil dönüşüme güçlü bir ivme kazandırarak “Uygulama COP’u”na dönüşmesi gerektiği vurgulandı.